Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim   
Genç Hacılar|Hac|Hac İlmihali|Hac Duaları|Umre|Peygamberimiz|Kur`an-ı Kerim
 
Haberler

Platformumuzun Bursa İl Müftüsü Mahmut Gündüz İle Röportajı

Genç Hacılar Platformu: Öncelikle bize Hac ibadeti ve Haccın dindeki yeri hakkında bilgi verir misiniz?

Müftü Mahmut Gündüz Hocaefendi: Bilindiği üzere İslam’ın beş ana temeli vardır. İslam bu temeller üzere oturmuş gibidir. Hac da bu beş ana temelden biridir ve dolayısıyla çok önemli bir ibadettir. Peki, hac kimlere farzdır? Kutsal mekânlara gitmeye gücü yeten bütün Müslümanlara ömürde bir defa hacca gitmek farzdır. Bir defadan fazlası nafileye girer. Çok fazla talep olduğu ve gidenler kurayla belirlendiği için şimdi birkaç defa gitme imkânı olmuyor zaten.

Ben kürsülerden şunun altını çizerek, özellikle vurgu yaparak söylüyorum: Çevremizden bir kısım akıllı geçinen kişiler kimi zaman insanlarımızı hacdan caydırıcı ifadelerle kullanmaktadır. “Hacca gidip de ne olacak? Niye gidiyorsun? Ülkede yapılacak dünya kadar hayır işi varken bu parayı niye orada harcıyorsun? Araplara niye para yediriyorsunuz?” tarzında sözlerle insanımızın kafası karıştırılıyor. Böyle söyleyenlerin sayısı çok fazla değil ama her yerde bu tür insanlara rastlamak mümkün. Bazen de oğlumu, kızımı evlendireyim deyip tehir edenler var. Bir kere Hac emri Allah tarafından veriliyor. Yani hiç kimsenin sözüne sazına bakmadan Allah emri olduğu için buraya gidecek Müslüman. Şunu da özellikle belirtmek isterim ki, bizim mezhebimiz Hanefi mezhebine göre hac fevridir yani hacca gitme imkânı bulduğun zaman gitmen gerekir. Ertelemek diye bir şey söz konusu olamaz. Bugün mânialarla gidilemiyor, yığılmalar var, kuraya giriliyor bu ayrı konu. Ama böyle bir hal olmazsa oraya gitme imkânı bulan insanımızın işi tehir etmeden hacca gitmesi gerekir işin doğrusu.

Farz olan ibadeti ifa etmenin yanı sıra gidenler orada çok şeyler görecek. Bir kere İslam’ın neşvünema bulduğu mekânları görecek. Kuranın ifadesi ile yeryüzünde yapılan ilk mabedi, Kâbe’yi görecek. Allah Resulünün doğduğu şehri görecek. Mücadelesini yaptığı yerleri görecek. Dünyanın değişik yerlerinden gelen insanlarla beraber olacak. Biliyorsunuz renkleri, giyimleri kuşamları hatta ibadet formları bile farklı çok değişik insanlar o mübarek mekanda Kâbe’nin etrafında dönüyorlar, kaynaşıyorlar, kucaklaşıyorlar. Dolayısıyla İslam’ın kardeşlik hususundaki emri bir anlamda orada yerine geliyor. Tabi gönül şöyle istiyor aslında: Hac ibadeti İslam ülkeleri arasında bir buluşma, bir araya gelme bir kısım planları programları görüşme için bir vesile olsun. Maalesef bugün bu çok yapılamıyor ama dediğim gibi yine de kardeşli k bağlarının güçlenmesine çok önemli bir katkı sağlıyor Hac.

Bir de binlerce yıldır devam eden bu mübarek işin tarihi bir yönü de var. Nice peygamberler hatırlanıyor. Hz. İbrahim Hz. İsmail hatırlanıyor. İşte onların eşleri hatırlanıyor. Safa ile Merve arasında gidip geliniyor. Hz. Hacer hatırlanıyor. Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselamın İslam mücadelesinde çektiği çileler sıkıntılar bir nevi tekrar yaşanıyor. Yüce Kitabımızın ilk emri olan ikra suresinin inzal olduğu Hira Mağarası gibi nice yerleri insanlar görüyor. Bunları kitabi bilgi olarak biliniyor ama bir de dünya gözüyle görme imkânını elde ediyor insan.

Onun için ben haccı bu yönüne de özellikle vurgu yaparak şöyle tanımlamak istiyorum: Hac, Allah’ın lütfu ile dünyada verdiği maddi imkânlarla hem farz bir ibadeti yerine getirmek hem de tarihi ve kutsal mekanları görmek, dünya gözüyle oraları müşahede etmektir.

GHP: Bildiğiniz gibi 1 milyonu aşkın insan 29 Mayıs’ta kuraların çekilmesini dört gözle bekliyor. Bu vesileyle hacca gideceklere ne tür tavsiyelerde bulunursunuz? Hacca gitmeden önce ne tür maddi ve manevi hazırlıklar yapılmalıdır? Haclarının daha verimli geçmesi için kutsal topraklarda nelere dikkat etmelerini önerirsiniz?

MG: Güzel bir soru. Şimdi kuralarla birlikte kafile grupları da belli olur. Biz o grupları belli zaman dilimleri içerisinde gidinceye kadar seminerlere alıyoruz. Grup grup bir yerde topluyoruz. Başlarında gidecek din görevlisiyle beraber ben de dâhil müftülüğümüz içerisinde bu işi iyi bilen arkadaşlarımız bu seminerleri veriyor. genel olarak onlara şunları söylüyoruz: Öncelikle hazırlık safhasında neler yapmaları gerektiğini söylüyoruz. Diyoruz ki, dargınımız küskünümüz varsa barışınız; helalleşiniz. Gidip te gelmemek var. Bu durum hemen her zaman oluyor hakikaten. Uçağın merdivenine adım atarken bile ecel gelip sizi yakalayabiliyor. Dolayısıyla çoluğunuz çocuğunuz, çevreniz ile helalleşin öyle gidin diyoruz.

Oraya beraberlerinde neler götürmeleri gerektiği hususunda bir kısım bilgiler veriyoruz. Artık çok şey götürmek gerekmiyor zaten. Diyanet İşleri Başkanlığımız uzun zamandır hacılarımıza en az iki öğün yemek veriyor. Eskiden en büyük sıkıntı buydu. Buradan peynir götürülerdi kavurma götürülerdi. Orada bunları koyacak dolaplar olmazdı, kokardı falan. Adamlar bütün bu işleri eşlerine yaptırırlardı. Zavallı kadın ibadet mi yapacak orada hizmet mi yapacak. Bunlar büyük sıkıntı olurdu. Allah’a şükür Diyanet İşleri Başkanlığımız bu meseleyi çözdü. Ama zaruri ihtiyaç olarak işte giyim kuşam noktasında, sağlık sıhhat noktasında eksikleri varsa bunu doktorlarıyla görüşmeleri, ilaç ve benzeri şeyleri yanlarına almaları gerekir.

Bunları söylüyoruz ama esas şunu belirtiyoruz: Bu yolculuk kutsal bir yolculuk, dolayısıyla buradan itibaren bir mücadele içinde olmak gerekiyor. Nefsimizle mücadele etmemiz gerekiyor. Buradan itibaren dönüş gününe kadar kimseyi kırmadan kimseyi üzmeden, yol arkadaşımızla oda arkadaşımızla ilişkilerimizde çok saygılı olmamız gerekiyor. Orada yabancı ülke hacılarıyla ilişkilerimize de çok dikkat etmemiz gerekiyor. Nezih hareket etmemiz gerekiyor. Bazen tavafta bir itiş kakış falan oluyor. Bu defa bizim hacımız mukabelede bulunuyor. Mukabele etmeyeceğiz. Mesela Endonezya’dan gelen hacılarımızı hep bize örnek gösterirler. Hakikaten çok terbiye almışlar. Hiç kimseyi incitmemeye özellikle dikkat ediyorlar. Dolayısıyla biz hacılarımız göndermeden önce diyoruz ki, bizler bir büyük milletin evlatlarıyız. Bu mübarek beldeye hizmet eden bir milletin çocuklarıyız. Üzerimizde ay yıldızlı bayrağımız var. Dolayısıyla orada bize yakışan bir şekilde hareket etmemiz gerekir.

Ayrıca yeni bir uygulama olarak Kur’an-ı Kerim okumasını bilmeyen hacı adaylarımıza Kur’an-ı Kerim öğreterek hacca gönderme projesi var. Bu sene başlıyoruz.

GHP: Bu kadar kısa sürede hacı adaylarımıza Kur’an-ı Kerim öğretilebilecek mi peki?

MG: 21 gün yoğunlaştırılmış bir eğitim vereceğiz. Eğer düzenli takip ederse bu süre okumayı sökmesi için yeterli bir süre. Belki bu sene çok verimli olmaz ama gelecek senelerde çok verimliolacağını tahmin ediyoruz. Çünkü çok üzülüyoruz. Gidiyor oraya hacımız, Kur’an-ı Kerim falan da bilmiyorsa oturuyorlar, hacı efendi nerden geldin nasıl geldin deyip başlıyorlar dedikoduya. Bakıyoruz diğer İslam ülkelerinden gelen hacılar Kur’an-ı Kerim okuyorlar, bizim hacılarımız bilmiyor. İnşallah bu güzel bir uygulama olacak.

Hâsılı hacı adaylarımıza bütün seminerler, eğitimler boyunca oralara ibadet için gittiklerini hatırlatıyoruz.

Orada tabi maddi anlamda da hediye tarzı şeyler alınacak. Ama oralardan çok almamız gereken bir şey yok artık. Gelirken zemzemin ve hurmanın dışında bir şey getirmemelerini söylüyoruz. Çünkü burada her şey var. Orada aldığınız şeylerin bir kısmı zaten Türkiye’den gitmiş, Türk malı. Zahmetine sıkıntısına katlanmaya gerek yok diyoruz. Zira orada alışveriş yapacağım derken ibadeti unutuyoruz. O konuda hassaten çok dikkat etmelerini ve titiz davranmalarını istiyoruz hacılardan.

GHP: Bursa’dan hacca gitmek için kaç kişi başvurdu ve ne kadar insan gitmeye hak kazanacak?

MG: Bursa’dan başvuran kişi sayısı: 48.150

İlk kayıt yaptıran sayısı: 12.000

Hacca gidebilecek sayısı: 3500-4000 arası

Türkiye geneli başvuran kişi sayısı: 1.157.000

Türkiye geneli gidebilecek sayısı: 75.000 kişi

GHP: Ülkemizde hac ve umre başvurularının bu kadar artmasını neye bağlıyorsunuz?

MG: Tabi ki ekonomik istikrarın ve refahın bunda büyük katkısı var. İnsanlar önlerini daha rahata görebiliyor artık. Aynı şekilde Allah’a şükür insanımız şuurlanıyor. Artık bu ibadete, eskiden olduğu gibi ömrünün sonunda birkaç tane ihtiyarın yaptığı bir görev olmaktan çıkıyor. Bizler de de vaazlarımızda hutbelerimizde konuyu çok detaylı olarak anlatıyoruz ki bu geciktirilmemesi gereken önemli bir görev, mühim bir sorumluluktur.

Ama maalesef malumunuz sekiz on yıldır müthiş bir yığılma var. Ve açıkçası biraz da hazırlıksız yakalandık buna. Yani böyle bir yığılmada ne yapabileceğimizi çok değerlendiremedik işin doğrusu. İşte şimdi çözümler bulunmaya çalışılıyor ama çok tatmin edici olamıyor maalesef. Mesela katsayılı kura sistemi uygulanmakta. Kişi bugüne kadar 5 kez müracaat ettiyse ismi 25 kez, 4 kez müracaat ettiyse 16 kez, 3 kez müracaat ettiyse 9 kez, 2 kez müracaat ettiyse 4 kez, ilk kez müracaat ettiyse 1 kez kuraya girecek. Bu sayede daha önce müracaat edenlere öncelik tanınıyor. Ama bazen oluyor ki, ilk seferde yazılana kura çıkıyor, daha önce yazılmış olana çıkmıyor. Bu durum çok nadirattan olmasına rağmen vuku bulabiliyor.

GHP: Evet mesela bana ilk yazıldığım sene çıktı ama babamlar 4 senedir yazılıyordu ama onlara çıkmadı.

MG: Ama şundan emin olsun bütün hacılarımız ki kimse bilgisayar ortamında çekilen bu kuraya müdahale edemiyor. Bazen geliyorlar, hocam bizi gönder diye. Kimi zaman yaşlı teyzeler geliyor evladım sen istesen bizi gönderebilirsin diyorlar. Böyle bir imkânım olsa keşke teyze inan seni gönderirdim diyorum. Onları buradan teselli ederek gönderiyoruz. Böyle düşünmeniz, böyle ağlamanız bu sıkıntıyı gönlünüzde hissetmeniz inşallah size sevap kazandıracak diyerek onları gönderiyoruz ama bu gerçekten ciddi bir problem.

GHP: Bireyin bilinçli ve şuurlu bir hayat sürmesinde haccın ne tür etkileri vardır. Haccın insanın yaşamı üzerindeki etkileri nelerdir. Haccın hayatımızı ne şekilde değiştirmesi beklenir?

MG: Biliyorsunuz burada, gitmeden önce hacı adaylarımıza, vaazlarımızda ve seminerlerimizde bir kısım hususları hatırlattığımız gibi orada da hem kafile başkanları hem hocalarımız sürekli bir şekilde hacılarımızı bilgilendirme çalışmaları yapıyorlar. Ayrıca bir de irşad ekiplerimiz var. Orada kafilelere vaazlar veriliyor. Bu vaazlar yoluyla yapılacak ibadetler, davranış şekilleri, haccın anlamı, bize kattıkları vs. gibi konularda hacılarımız yoğun bir şekilde bilgilendiriliyor ve eğitiliyor.

Hacdan dönen adam artık elini ayağını işten güçten çekecek evinin köşesinde oturacak, alışveriş yapmayacak hiçbir şeye karışmayacak gibi bir imaj var toplumumuzda. Ama bu doğru değil. Hiçbir zaman dinimiz bize böyle bir şey emretmiyor. Hacdan döndükten sonra da bizler hayatın içindeyiz. Gündelik işlerimi yapmaya devam edeceği. Ama tabi ki mübarek beldeden gelen insanlardan bir kısım şeyler bekleniyor. En azından psikolojik olarak bekleniyor. Bu yönüyle hacılarla hocaların işi zor biraz. Herkes her şeyi yapabilir ama biz veya hacılar ufak bir şey – haram bir şeyi kastetmiyorum kesinlikle- yapsa falana bak derler. O bakımdan dikkat etmemiz gerekiyor. Zaten hayatımız boyunca dikkat etmemiz gerekiyor ama tabi Allah Rasulü aleyhisselatu vesselamın mübarek ifadesinden ilham alarak söyleyelim: Orada haccı güzel yapan Allah için yapan kavga etmeden yapan fısku fücura dalmadan yapanlar dönüşlerinde temizlenmiş olarak analarından doğmuş gibi dönerler buyuruyor. Dolayısıyla temizlenen insanlarımızın burada yeniden kirlenmemeleri hususunda kendilerine bazı telkinlerde bulunuyoruz. Ama tabi “hacı oldu nefisini orda bıraktı geldi” demiyoruz. Melek olarak dönmedi hacı. Döndükten sonra da ufak tefek yanlışları elbette olacak ama dediğimiz gibi dikkat edeceğiz biraz. Hacılığımıza ve hocalığımıza leke getirtmeyeceğiz. Mesele o. Bir orta yoldan gideceğiz inşallah.

GHP: Malumunuz olduğu üzere Türk hacılarının yaş ortalaması oldukça yüksek. Özellikle diğer ülkelerle karşılaştırıldığında bu çok aşikar bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda genç yaşta hacca gitmeyi sağlamak için neler yapılabilir. Bu konuda müftülük olarak neler yapıyorsunuz. Yaş ortalamasını aşağıya çekmek için neler yapılabilir. Hac bilincini bireylere ve topluma aşılamak için ne tür bir yol izlenebilir?

MG: Özellikle oraya yaşı ilerlemiş bir halde gidenler, o sıkıntıyı, meşakkati görünce neden genç yaşta gelmediğine pişman oluyor. Memlekete döndüğünde de bunu çevresine anlatıyor ve mutlaka genç yaşta gidilmesi gerektiğini vurguluyor. Bunların insanlar üzerindeki etkisi gerçekten büyük.

Bizler de vaazlarımızda, hutbelerimizde bunları sık sık ifade ediyoruz. Genç gidilmesi gerektiğini söylüyoruz. Çünkü bir yaştan sonra hac ibadeti gibi çok zor bir ibadeti yerine getirmenin hiç de kolay olmadığını anlatıyoruz. Ve son yıllarda Allah’a şükür belki arzulanan ölçüde değil ama bir gençleşme söz konusu. Umrede bunu çok bariz olarak görmek mümkün. Hac için bu kadar fazla olmasa da geçmişe nazaran gözle görülür bir gençleşme söz konusu. Yine biz bu tavsiyelerimizi yapacağız ama dediğimiz gibi işte önümüzdeki bu dağ gibi birikim var. Ama her şeye rağmen “haydi gençler hacca” diyoruz ve diyeceğiz. Müracaatlarını yapacaklar ve sebeplere sarılacaklar. Gidemezlerse bile bir nedenleri, gerekçeleri, mazeretleri olacak. “Yarabbi ben müracaatımı yaptım ama engelleri aşamadım” diyecekler.

O bakımdan inşallah önümüzdeki dönem hac mevsiminde gündemimize bunu daha yoğun bir şekilde alalım. Her zaman bundan bahsediyoruz ama bu sene Genç Hacılar Platformu vesilesiyle genç yaşta ibadet yapmanın önemine daha fazla vurgu yapacağız inşallah.
Yaşlı, hasta, beli bükülmüş, doğru dürüst yürüyemeyen hacılarımızı görünce içimiz acıyor gerçekten. Yaşlı hacılarımız orada hastalanıyor hatta şuurunu kaybediyor. Bu da sadece kendisini değil hem hocalarını hem de bütün kafileyi sıkıntıya sokuyor. Dolayısıyla tatlı ve güzel bir ibadet çıkmıyor ortaya. O bakımdan her şeyin güzeli gençlikte olur. Hac da genç olmak ise nerdeyse elzem bir durum. namazı yaşlı insan kendi halinde bir şekilde kılabiliyor. Oruç takati varsa tutabiliyor. Ama hac böyle değil ki… Hac çok zor bir ibadet. O bakımdan gençlik yıllarında buraya yönelmek bana göre çok önemli ve bir güzel iş.

GHP: Zaten genç yaşta hacca gitme bilinci toplumda olsaydı bu kadar yığılma da olmazdı diye tahmin ediyorum.

MG: Evet olmazdı. biraz önce de ifade ettiğim gibi toplumuzda bazı gelenekler oluşmuş. “Niye gidiyorsun oralara, burada işte aç fakir var, hayır hasenat yapılacak yerler var” gibi. Böyle milletimizin içine sokuşturulmuş şeyler var. Buna benzer başka şeyler de var. Msela genç bir insanın sakal bırakması yakın zamana kadar hoş karşılanmazdı hatta kendini dindar gören kızardı buna. Ama şimdi peyderpey bunun aşıldığı sevinerek müşahede ediyoruz. Hac da böyle. “Efendim hacca genç gidilir mi? Taşıyamazsın dönüşte”. En büyük söz de şu: “Taşıyamazsın”. Yani nasıl olur bu, neyi taşıyamazsın? Sen oraya gittin geldin, gitmeden önce bir kısım şeyler yapardın, döndüğünde bunları yapamazsın mı denmek isteniyor. “Bir kısım haram olan şeyleri yapamazsın şimdi” anlamı çıkıyor buradan. Sanki hacca gitmeden önce bu haramlar haram değilmiş gibi düşünenler var. Bu dilden dile dolaşan vahim bir kanı. Haram haramdır. Hacdan sonra bir şeyin haram olması veya hacdan önce helal olan bir şeyin haram olması diye bir şey söz konusu olamaz. Ve bu haramlara bulaşmamak hacı olsun olmasın herkesin görevi.

Bu kanının değişmesi lazım artık. Ve bunun yavaş yavaş aşıldığını görüyoruz. Keşke çok eskiden bu tür düşünceler halkın arasında kendine yer bulmasaydı. O zaman diğer İslam ülkelerindeki gibi daha fazla genç hacımız olurdu. Ama zararın neresinden dönülürse dönülsün kardır. İnşallah bundan sonra da halkımızı bu konuda daha fazla bilgilendirmeye, eğitmeye devam edeceğiz.

GHP: Hac görevi sırasında başınızdan geçen ilginç bir olayı bizlerle paylaşırsanız memnun oluruz.

MG: Hatıra çok tabi ki. İnsanların gerçek karakterleri iki yerde ortaya çıkar: Bir kıza lıp vermede bir de hacda. Normal hayatta çok hoş gördüğün adam kız alıp verme işine gelince çok farklı biri haline gelebiliyor.

Memlekette çok halim selim görünen bir adamın, orada sıcağı, sıkıntıyı, meşakkati görünce gerçek karakteri ortaya çıkıyor. Gönül istiyor ki oralarda o güzel diyarlarda hacılarımız melek gibi olsunlar. Böyle insanlar da var elhamdülillah.

Bir gün hiç unutmuyorum Arafat’ta vakfe yaptık. Müzdelife’ye geldik. Sabah namazımızı kılacağız. Kalabalık her taraf insan kaynıyor. Ayakta duracak bile yer bulamıyorsunuz. Sonunda bir yer bulduk. Cemaatle namazımızı kıldık. Oradan yürüyerek Mina’ya, şeytan taşlama bölgesine gideceğiz. Bir tane çantam var yanımda. İçinde her türlü kıymetli eşyam, evraklarım olan küçük bir çanta. Millete namaz kıldırırken çantamı şöyle yanıma koyuvermişim. Fakat namazdan sonra o kalabalığın etkisiyle unutuvermişim almayı. Namaz kıldıktan sonra Mina’ya doğru yürümeye başladık. Bir müddet sonra çantamı hatırladım, eyvah çantayı unuttuk dedim. Bir hacım dediki hocam çanta ben de. O an gerçekten çok sevinmiştim. İşte bu bir güzellik. Hacı seni kontrol ediyor. Kalabalıkta sana dikkat ediyor. Hacım, kalabalıkta çantayı oraya koyduğumu fark etmiş ve benim almadığımı görünce çantayı almış. Bunun gibi çok güzel bir çok güzel anımız oldu.

GHP: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

MG: Ben teşekkür ederim. Böyle hayırlı bir işe vesile olduğunuz için ayrıca tebrik ederim.

Bursa İl Müftüsü Mahmut Gündüz

01.03.1954 yılında Adana ili, Pozantı ilçesi Kamışlı Nahiyesinde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde, orta ve lise tahsilini Adana da tamamladı. 1979-1980 öğretim yılında İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. Tahsiline devam ederken Üsküdar Müftülüğüne bağlı çeşitli camilerde İmam-Hatip olarak görev yaptı. Bilahare Aydın ili Germencik İlçe Müftülüğüne atandı. Oradan da İstanbul Haseki Eğitim Merkezine geçti, 4. dönem kursiyeri olarak 1986 yılında mezun oldu. Kursun bitiminde Diyarbakır Güngüş İlçe Müftülüğüne atandı. 7 ay görev yaptıktan sonra 1987 yılının 1. ayından itibaren T.C. Hannover Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği Sosyal Yardımcılığı görevine atandı. Orada 4 yıl görev yaptıktan sonra 1990 yılı sonunda Türkiye ye döndü. Dönüşte 1 yıl Tarsus İlçe Müftülüğü Vaizliğinde bulundu. 1992 yılında aynı ilin Anamur ilçe müftülüğü görevine atandı. Burada bir müddet görev yaptıktan sonra 12.11.1993 tarihinde Ardahan İl Müfülüğü görevine başladı.

25.09.1995 yılında Karabük İl Müftülüğü görevine atandı. 6 yılı aşkın görev yaptığı bu ilden Kasım 2001 yılında ayrıldı. Aksaray İl Müftüsü olarak atandı. 2 yıl Aksaray İl Müftülüğünden sonra, Kasım 2003 de Denizliye atandı. Eylül 2006 tarihinde Bursa İl Müftülüğü görevine başladı. 19 Aralık 2011 tarihinde atandığı Başkanlık Müftülüğü görevinden 19 Mart 2012 tarihinde ayrılarak aynı tarihte Bursa İl Müftüsü olarak göreve başladı. Halen Bursa İl Müftüsü olarak görev yapmaktadır.

Gençlik yıllarında güreşle meşgul oldu. Türkiye de değişik kilolarda Türkiye birincilikleri vardır. 1977 yılında Sofya da yapılan üniversite olimpiyatlarında üllemizi 57 kg. da temsil etti.

Evli ve biri erkek üçü kız 4 çocuk sahibidir.


Eklenme Tarihi : 24.5.2012

tüm haberler >

2018 genchacilar.org

Soru-Cevap
Ziyaret Öncesi Pratik Bilgiler
Takyettin Karakaya
Ziyaret Mekânları
Hac Terimleri Sözlüğü
Görsel Galeri
Hac TV
Umre Programları

Twitter
Facebook