Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim   
Genç Hacılar|Hac|Hac İlmihali|Hac Duaları|Umre|Peygamberimiz|Kur`an-ı Kerim
 
Haberler

Kabe'de Namaz

Haccın ve hacının tefekkür boyutunu zenginleştiren nurlu levha: namaz.

Büyük buluşmanın çağrışımları tülleniyor buğu buğu her yerde. Her gece, Dost'a vuslat kasideleri besteliyor yıldızlar Kâbe'nin izdüşümünden. Gün ağarırken ve gülerken güneş, serenat fasılları başlıyor Makam-ı İbrâhim'den.

Ürperten bir ahenk.. minareden yükselen sadâ, Hz. Bilâl'in (radiyallahu anh) sesine özenmiş, bir başka tat, bir başka letafet... Büyüleyen makamıyla okunan bu ezan, vuslat şevkimi artırıyor. Namaza yapılan bu çağrı, Cennet ırmaklarının çağıltılarını, Cennet bülbüllerinin nağmelerini duyurur gibi oluyor ruhuma.

Ezan-ı Muhammedî... Bilal'in (ra) sesini kulaklarımıza dolduran nağmeler bütünü... Dalga dalga bu ukba musikisi, susamış ruhuma bütün tazeliğiyle bir şeyler boşaltıyor. Ka'b bin Züheyr'in şiirini okur gibi oluyorum Kâbe'nin duvarlarında. Her "Hayya!" çağrısıyla, dudaklarımda sımsıkı tebessümler, içimde beni sarıp sarmalayan bir itminan doğuyor. Ümitlerimi, arzularımı, isteklerimi besleyen bir büyüyle ve solmuş çiçeklerimi yeniden yeniden dirilten bir iksirle yıkanıyorum Kâbe'de.

Ve kâmetle dirilen bedenime ruhum da eşlik ediyor, şükür...

"Sevvû süfûfeküm!"

İmamın ikazlarıyla düzleştiriyoruz saflarımızı... Safın muntazam olması, namazın güzel olmasının şartlarından biri çünkü. Eğri büğrü oldu mu, olmuyor.

İmamdan ikinci bir ikaz: "Süddü'l-halel!"

Ve aradaki boşlukları da kapatıyoruz. Sağımızdaki, solumuzdaki, en önemlisi de içimizdeki boşlukları...

Ve baş imam Südeysî'nin ağlayan sesi, mermerden fışkırmış bir demet çiçek...

Mermer sımsıcak... Kutlu Nebi'nin misk kokulu teni değmiş gibi... Az önce alnıyla dokunmuş, elle-riyle kavramış, dizleriyle okşamış gibi...

"Allahu Ekber!"

Dünyalık neyim varsa şimdi, evet hemen şimdi, ellerimin üzerine koyuyorum hepsini ve geriye atıyo-rum bir hamlede. Ellerim havada şimdi; teslim bayrağımı olması gereken yere, Sana çekiyorum Allah'ım, mutlak Sana teslim oluyorum. Beni huzurundan kovma Rabb'im!

Münadinin ara tekbirleri yitirdiklerimiz adına bir hasret, bir daüssıla sesi veriyor. Dudaklardan taşan her kelime, cismaniyetin kasvetli atmosferinden sıyırıyor beni ve gerçek mutluluğun hâtıra defterine düşüyor cemre misâli. "Bu cismim cümle cân oldu" (Nesimî) nidası yükseliyor her tahiyyatta.

Her tekbir beraatıma bir ümit, bir teselli çiçeği...

"Subhâne Rabbiye'l-azîm!"

Her rükû sûr olur üfler nefsimin ayıplarını...

"Subhâne Rabbiye'l-a'lâ!"

Secdede dirilir ölü yanlarım.

Selâm... Meleklerle ribat...

Ve tesbihat... Göklerdekilerin rengiyle boyanır fânî parmaklarım.

İşte bir selâm bir selâm daha... Ellerimin sırtı Kâbe'ye dönük, yüzüm Kâbe'nin işlemelerini çözüyor. Nihayet, en mahrem çizgileriyle iç dünyamdan kopup gelen hissiyatımı haykırıyorum. Bu "vuslat" emri-nin provasında sürçmeden, riyasız beraatıma uzanmak istiyorum.

Doyumsuz bir haz, bitmeyen bir lezzet... Oradan ve buradan, Cebrail'in dirilten nefesi, İsrafil'in hayat veren soluğu serinletiyor yanmış ruhumu.

Tasavvur edilemeyecek o kadar çok şey var ki Kâbe'de namazda! Hayattan daha güzel, dünyevî zevklerden daha enfes, zümrütten dakikalar, ipekten saniyeler sarıyor bedenimi.

Seccadem... mermer...

Hakk'a yürüme parkurum...

Gökkuşağım, kalbimin otağı...

En Sevgili'ye serenat eşiğim...

Seccadem, miracıma zemin...

Her kıyam, her rükû, her secde, her tekrar edişte bu rükünler, bildiklerimin çehresinde bilmediklerimi gösteriyor bana ve ruhum bu namazla her an bir tazelik yaşıyor. İşte bu, belki de kendi adıma bir namazlaşma ahdi olsa gerek...

"Sen'den (celle celaluhu) geldim, her rekâtta bir devri tamamladım; işte yine Sana döndüm Rabb'im! Alnım yerde Ey Kâbe'nin Sahibi! Miracımın sıçrama noktasında Sana kulluğumu ikrar ediyorum Ey Semî, ey Basîr! Sen'in evinde, taş yürekli müşrikler kendi elleriyle yaptıkları taşların önünde eğilirken, ben Sen'in huzurunda ve yalnızca Sana boyun eğiyor, Sana secde ediyorum."

Makam-ı Cibril burası. Cebrail'in Allah Resûlü'ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) namazı talim ettiği yer... Ben de yeni öğreniyor gibiyim namazı; dirilme gayretimi boşa çıkarma Allah'ım!

Allah'ım, Resül-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz namazı hangi enginlikte ikâme ediyor idiyse, bana da o idraki lütfeyle; namazın mânâsını benim ruhuma da duyur. Rabb'im, ben de Peygamber Efendimiz'in eda ettiği gibi namaz kılmak ve onu benliğimin bütün zerrelerinde duymak istiyorum. Namaz esnasında Sen'den başka bütün mülâhazalara karşı kapanmayı ve tamamen namazlaşmayı arzu ediyorum.

Ne olur Allah'ım, bu lütfunu bana da nasip eyle! Âmin...

Kadir Erdal - Sızıntı Dergisi www.sizinti.com.tr


Eklenme Tarihi : 13.11.2012

tüm haberler >

2018 genchacilar.org

Soru-Cevap
Ziyaret Öncesi Pratik Bilgiler
Takyettin Karakaya
Ziyaret Mekânları
Hac Terimleri Sözlüğü
Görsel Galeri
Hac TV
Umre Programları

Twitter
Facebook