Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim   
Genç Hacılar|Hac|Hac İlmihali|Hac Duaları|Umre|Peygamberimiz|Kur`an-ı Kerim
 
Haberler

Hacda En Çok Lazım Olan Haslet "Sabır"


Ant olsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).  (Asr Suresi 1-3)

Değerli Hacı Ağabeyler ve Hacı Ablalar,

Türkiye'de hac seminerlerinde üzerinde en çok durulan konulardan biri sabır idi. Uçağa binmeye başladığımız andan itibaren bugüne kadar geçirdiğimiz bütün safhalarda sabrın ne kadar önemli bir sığınak olduğunu bizzat müşahede etmiş olduk. Bundan sonraki safhalarda da sabrı elden bırakmayacağız, hatta hacı olarak kalabilmek için de ömür boyu sabra sarılacağız.

Bugün sizlerle sabrı paylaşacağım.

Sabrın önemini anlamak için sabrın Kur'an'da 70'ten fazla yerde geçtiğini düşünmek yeterlidir. Ayrıca Hz. Allah'ın güzel isimlerinden biri de "Sabur" ismidir.

"Sabredenlere (zorluklara karşı direnip göğüs gerenlere) mükâfatları hesapsız ödenecektir." (Zümer 102)  ayetinde bildirildiği üzere, ecrin hesapsız olması, sabrın önemini göstermektedir. Acılar, zorluklar, sıkıntılar ve felaketler karşısında gösterilecek sabır, büyük bir meziyet olmasaydı hesapsız mükâfat vaat edilmezdi.

Sabır, müminin hem dünya hem de ahiret saadetini temin yolunda kendisinde bulunan bir ışık kaynağıdır. Müslüman sabır sayesinde, yasakların yalancı cazibesinden kaynaklanan asıl tehlikeyi görüp, onlardan sakınırken, diğer yandan da emirlerin yerine getirilmesinden dolayı ortaya çıkan güçlüklerin gerisinde huzuru görüp güçlükleri sabır ile göğüsleyerek sonuçtaki mutluluğa kavuşma imkânı bulur.

Ayet ve hadislerde sabır üç manada kullanılır:

1-Bela ve musibetlere, eza ve cefalara, cihat ve irşat konularında karşılaşılan sıkıntılara karşı sabır ve direnç.

İnsanoğlu hayatın değişik safhalarında değişik imtihanlara tabi tutulur. 

"Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma ile deneriz. Sabredenleri müjdele. O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman, biz Allah'ın kullarıyız ve biz ona döneceğiz derler. İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yolu bulanlar da onlardır." (Bakara Suresi 155-157)  

Ölüm, korku, açlık, fakirlik, hastalık, bela ve musibetler birer imtihandır. Peygamberler de dâhil olmak üzere hiçbir kul için bunlardan kurtulmak mümkün değildir. Okuduğumuz birinci ayette, insanın çeşitli şekillerde imtihana tabi tutulacağı bildirilirken, ikinci ayette bu imtihanlara karşı tavrının ne olması gerektiğine dikkat çekilmiş son ayette de imtihanı kazananların nail olacakları mükâfatlar sıralanmıştır.

Kur'an-ı Kerimi gözden geçirdiğimiz zaman görürüz ki birçok peygamber değişik şekillerde sıkıntılarla karşı karşıya kalmış ve imtihanlara tabi tutulmuştur. Zaten Hz. Peygamber de mealen bir hadisinde bela ve musibetlere maruz olma bakımından insanların en şiddetlisinin peygamberler, sonra tahammül derecesine göre diğer insanlar olduğunu bildirmiştir.

Peygamberlerden bir kısmı, Hz. Adem’de olduğu gibi sahip olduğu imkanların elinden alınmasıyla, bir kısmı Hz. Eyyüb'de olduğu gibi hastalıklarla, bir kısmı Hz. Yakub'ta olduğu gibi evladıyla, bir kısmı Hz. Zekeriyya'da olduğu gibi düşmanlar tarafından eziyete maruz bırakılma gibi sıkıntılarla imtihana tabi tutulmuşlardır. Bir kısmı da Hz. İbrahim ve Hz. Süleyman gibi kendilerine mülk ve saltanat verilerek imtihan olunmuşlardır. Misalleri çoğaltmak mümkündür. Hepsi de imtihanı başarı ile tamamlamıştır.

Bizler de değişik imtihanlara tabi tutuluruz. Bir kısmı büyük olur, bir kısmı küçük olur. Bunlara sabırla karşılık verdiğimiz zaman hem yukarıdaki ayetlerde olduğu gibi bol ecre nail oluruz, hem de günahlarımızın affına vesile olur.

Ebu Said ve Ebu Hureyre'nin Peygamberimizden rivayet ettiğine göre şöyle buyrulmuştur: "Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar." (Müslim, Birr, 45) Başa gelen her belanın mutlaka ceza olduğunu düşünmemek gerekir. Önemli olan başa gelene sabretmektir. Kişi hem ceza çekmek, hem de onun sevabından mahrum kalmak gibi iki zarara katlanmamalı, başa gelenlere sabretmelidir.

Abdullah b. Mesud (ra) şöyle dedi: "Peygamberimizin huzuruna vardım, kendisi sıtmaya yakalanmıştı. Ey Allah'ın Resulü gerçekten şiddetli bir sıtma nöbetine tutulmuşsunuz” dedim. “Evet, şu anda sizden iki kişinin çekebileceği kadar ızdırap çekmekteyim” buyurdu. “Herhalde bu iki kat sevap kazanmanız içindir” dedim. “Evet, öyledir Allah ayağına batan bir diken ve başına gelen daha büyük bir sıkıntıdan dolayı Müslümanın günahlarını bağışlar. O Müslümanın günahları ağaç yaprakları gibi dökülür.” buyurdu. (Müslim, Birr, 45) 

2-İbadetleri eda etmede karşılaşılan zorluklara karşı sabır ve tahammül.

Abdestten namaza, oruçtan hacca varıncaya kadar bütün ibadetlerde zorluklar vardır. Nefse ağır gelir. İbadetlerde nefisle mücadele vardır. Mümine düşen vazife; nefsi ve şeytanı yenmek, zorluklara katlanmaktır.

Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Peygamber efendimiz sahabe-i kiram efendilerimize şöyle sordu: “Allah Teâlâ’nın hataları bağışlamasına ve dereceleri yükseltmesine vesile olan iyilik ve hayırları size açıklayayım mı?” Onlar “evet açıkla ey Allah'ın Resulü” dediler. Hz. Peygamber "meşakkatli de olsa abdesti tam almak, mescitlere doğru adımları çoğaltmak, namazdan sonra gelecek namazı beklemek. İşte sizin ribatınız budur." buyurdu. (Müslim, Taharet, 41)

Hadiste geçen "mekarih" kelimesi zorluk ve güçlük demektir. Bu zorluklar, aşırı soğuk gibi dış şartlardan olabileceği gibi, hastalık gibi sıhhi şartlardan da olabilir. Nefis bu zorluklara katlanmakta zorlanır. Nefisle mücahede ise büyük cihattır. Zaten hadiste geçen "ribat" kelimesi nöbet tutmak ve nöbet yeri manalarına gelir. Allah Resulü’nün "işte sizin ribatınız budur" açıklaması nefisle mücadelede hadiste geçen hususların önemli olduğunu göstermektedir.

Bütün ibadetlerde bir zorluğun olduğu muhakkaktır. Hac ibadeti ise baştanbaşa zorluk ve meşakkattir. Onun içindir ki “Makbul haccın mükâfatı da ancak cennettir” (Müslim, Hacc, 437) buyrulmuştur.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi hiçbir ibadete niyet edilirken "Allah'ım kolay kıl." gibi ifade kullanılmadığı halde hac ve umre niyetinde bu ibare ilave edilir.

3-Yasaklara yaklaşmama konusunda gösterilen sabır.

Bu hususta iki hadisi okuyup mealini vererek konuşmamı bitirmek isterim.

Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Allah Rasulü şöyle buyurdu: "Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir." (Buhari, Edep, 102) Bu gibi konularda sabredip, kendisine hâkim olan kişiye verilecek sevap da şöyle bildiriliyor. Muaz b. Enes'ten rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Gereğini yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenen kimseyi Allah, kıyamet günü herkesin gözü önünde çağırır, huriler arasından dilediğini seçmekte serbest bırakır." (Tirmizi, Birr, 74) 

Dr. Rifat USLU - Kartal İlçe Vaizi


Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı

http://hacveumre.diyanet.gov.tr/


Eklenme Tarihi : 25.8.2014

tüm haberler >

2018 genchacilar.org

Soru-Cevap
Ziyaret Öncesi Pratik Bilgiler
Takyettin Karakaya
Ziyaret Mekânları
Hac Terimleri Sözlüğü
Görsel Galeri
Hac TV
Umre Programları

Twitter
Facebook