Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim   
Genç Hacılar|Hac|Hac İlmihali|Hac Duaları|Umre|Peygamberimiz|Kur`an-ı Kerim
 
Haberler

Ceceli: Kabe'deki Atmosferi Yaşamak Gerek

Yeni albümü “Es” ile müzik sevenlerle buluşan Mustafa Ceceli, çocukluğu, müziğe başlayışı, günlük yaşantısı, Hac döneminde yaşadığı duygularını Erkan’la çok canlı programında anlattı.

Beyfendi sanatçı olarak lanse edilen Mustafa Ceceli Hacca gidip geldikten sonra çok farklı bir Mustafa olduğunu o atmosferin yaşanması gerektiğini söylerken samimi sıcak sohbetiyle Erkan’la çok canlı programında merak edilenleri yanıtladı.

Uysal bir çocukmuydun, yaramazlıkların yok muydu?

Aşırı yaramazdım ama bizim yaramazlık hanemizde bu yoktu.

Neler yapardın peki?

Duvara tırmanırdım, saklanır kaçardım.. Ailem çok çekti bu durumlarımdan.

Nerede geçti çocukluğun?

20 yaşına kadar Ankaradaydım, ara ara İstanbul’a gelirdim.

6 yaşında piyanoyla tanıştın, bu tanışma senin zamanının çoğunu evde geçirmeni mi sağladı yoksa sokağa çıkmana engel olmadı mı?

Sokak her zaman devam ederdi. Mesela şimdi özellikle büyükşehirlerde sokakta büyüme alışkanlıkları azaldı. Bu durum insanı yalnızlaştırarak sosyal medyaya itiyor ve haliyle insan toplumdan soyutlanıyor. Müzikle ilgilenmeme rağmen ben sokağa çıkıp arkadaşlarımla bir arada olmayı ihmal etmedim, onun dışında evde geçirdiğim zaman zarfında ise mutlaka enstrüman başında olurdum.

Peki piyanoya yönelmen nasıl oldu, neden piyano?

Küçük yaşta ailem müziğe olan yatkınlığımı zaten fark etmişti. Önceden evde mevcut olan vurmalı enstrümanlar vardı, onlarla ilgilenirdim ama bir çocuğun müziğe yatkınlığı hemen anlaşılmıyor. Heves mi yoksa yetenek mi olduğunu ailem anlayınca beni bir enstrümana yönlendirdiler ve birgün babam eve bir orgla geldi. Bu şekilde başladı ve önce iki yıl eğitim aldım ve bundan sonra da müzik hayatımda hep var oldu.

Anne- babanın bu konudaki tutumu çok önemli, çocuğun gelişimi titizlikle takip edilmeli. Çok entresandır, bu kayıt yapan cihazlar vardı ve ben bir programcı edasıyla anonslar yapardım on yaşındayken…

Evet, hem ailenin hem de insanın kendisini tanıması ve özelliklerini bilmesi gerekmektedir çünkü nice insan var ki yaptıkları meslekten dolayı mutsuzlar. Aslında gönüllerinde olan meslek başka ama diğer taraftan yaşam mücadelesi buna engel oluyor. Burada iç sesin dinlenmesi bana göre çok önemlidir, ben farklı branşlarda eğitim aldım.

Fen bilimlerine aşırı bir merakım vardı, bu sebeple veteriner hekimliği okudum ve çok da keyif alarak tamamladım okul hayatımı, hala da dönüp baktığım olur. Ancak iki karpuzu koltuğun altına almak gibi bir durum sözkonusu olamıyor çünkü hekimlik çok meşakkatli ve zaman alan bir meslek bundan dolayı da bir mesleğe yoğunlaşmak durumundasınız.

Sevgili Mustafa ben buradan Samsun Demir’i Özden Bora’yı tebrik etmek istiyorum çünkü kamuoyuna verdikleri mesajı çok önemsiyorum. Müzik dünyasıyla Radyo ilişkisinin ne kadar iç içe olduğunu imza attıkları işlerle kanıtladıklarına inanıyorum. Türkiye’de Pop Müzik alanında ilk üçe girecek olan isimlerden biri olarak Mustafa Ceceli’nin davet edildiği bir radyo programına icabet etmesinin müzik dünyasına verdiği mesajın kesinlikle azımsanmaması gerektiği kanaatindeyim. Senin bu konudaki düşüncen nedir?

Ben de öncelik olarak Samsun Demir ve Özden Bora’ya teşekkür etmek istiyorum, kendileriyle olan yol arkadaşlığımızı çok önemsiyorum ve biz albüm çıkardıktan sonra nasıl bir yol haritası izleyeceğimize dair istişare ettiğimizde radyolara öncelik verilmesini uygun görüyoruz. Radyoların şarkıları sık yayımlanmasını daha etkin buluyoruz. Şarkıların yayımlanmasının yanında burada edilen samimi sohbet de bizim için çok önemli.

Peki Mustafa Ceceli başka neler yapar, nelerle ilgilenir?

Müzikten kalan vakitte genelde ailemle birlikteyim. Ve vaktimin çoğu genelde elektronik mekânlarda geçtiği için kalan vakitlerde doğaya çıkmayı tercih ediyorum. Onun dışında fotoğraf çekmekten büyük keyif alıyorum, spor yapıyorum. Hayatımda böyle şeylere yer veriyorum, vakit bulabiliyor musun derseniz evet buluyorum. Programını tayin etmeyi kişi bilirse istediği pek çok şeye vakit bulabilir diye düşünüyorum. Arkadaşlıklarımı çok önemsiyorum, stresli ortamlardan uzak duruyorum ve amacım da her zaman için kendim ve çevrem için iyi bir şeyler yapmak.

Şu an fonda çalan eser “Aşikârdır Zat-ı Hak” bu eserden bize biraz bahseder misin?

İnsanlar farklı farklı düşüncelere sahiptirler ancak evrensel bazı gerçekler vardır ve bunlar değişmezler. Bu gerçekleri bilimle, felsefeyle ve tasavvufla anlatmanız mümkündür ve bir gerçek vardır ki bu değişmez, bizim de bu gerçeği fark edip hayatımızda ne derece uyguladığımıza bakmamız gerekiyor. Bazı eylemleri gelenek olsun diye mi gerçekleştiriyoruz yoksa bütün benliğimizle bu gerçeği yaşıyor muyuz diye sorgulamamız gerekiyor. Ahmet Hulusi’nin Abdülkadir Geylani’nin Gavsiye isimli eserini açıklayan Ahmet Hulusi’nin kitabında bu şarkının dörtlüğünü gördüm;

“Aşikârdır Zat-ı Hak, görmeyi bir dilesen” diye başlayan dörtlük için dedim ki; bu sekiz satır bende bir manaya işaret ediyor. Çünkü var olarak kabul ettiğimiz her şey birer varsayım, bundan on beş yıl önce açıklanmıştır mucize kitapta. Ancak biz O’nu okuyamıyoruz, Arapça bilmek O’nu okumaya yetmez. “Oku” emri “algıla, hisset ve yaşa” komutunda bir emirdir diye düşünüyorum. Önemli olan Kitabı hayatımızda ne kadar yaşadığımızdır.

Hasılı bu eseri Gaziantep’te bir müzik öğretmeni tarafından bestelendiğini öğrenince internetten dinledim ve melodisini çok beğendim. Kendi kendime bu şarkıyı okuyacağımı söyledim ve ilk defa bir Ramazan programında şarkıyı okudum ve bestecisine ulaşmaya çalıştım, ertesi gün kendisi bize ulaştı ve bu durumdan çok memnun olduğunu ifade etti.

Ben aşk şarkıları söylüyorum, eğlenceli şarkılar söylüyorum ve istedim ki albümün sonunda da o sekiz satır üzerine düşünelim bundan dolayı bu eseri okudum.

Çok Güzel, bir de Mustafa hep sormak istemiştim, senin Hac gözlemlerini dinlemek istiyorum.

23 yaşında Hacca gittim. “Hacca gitmekte acele edin” hadisi sadece ziyaret maksatlı değildir diye düşünüyorum. Hac yolculuğumu annemle gerçekleştirdim.

Peki refakat etme amacıyla mı yoksa yürekten bir arzuyla mı gittin?

O kutsal mekâna refakat amaçlı gidilmez, şayet gitmişseniz davet edilmişsinizdir. Burada kapının çalınması sözkonusudur. “davet ettin, geldim” cümlesini yaşıyorsunuzdur ve bu durum sistemin mekanizması açısından çok önemli bir mesaj vardır. Kişi hiçbir şeyi kendisi yapmaz, mutlaka sondan başa çalışır sistem. Arada geçen sürece dahi dahil olmadığımız durumlar vardır. Hâsılı Hac ibadetler silsilesinde en son sıradadır. Orada çok farklı bir atmosfer var ve imkânı olan herkesin en kısa zamanda bu ibadeti yerine getirmesini dilerim. Ve her ibadetin ruhunu anlamak, işleyişini hissetmek gerektiğini düşünüyorum, döndüğümde çok farklı bir Mustafa olduğumu söylemem gerekir. Allah herkese nasip etsin diyorum çünkü o atmosferde temizlenip arınmak fırsatı sunuluyor.

Kaynak: www.bulancakhaber.com


Eklenme Tarihi : 3.5.2012

tüm haberler >

2018 genchacilar.org

Soru-Cevap
Ziyaret Öncesi Pratik Bilgiler
Takyettin Karakaya
Ziyaret Mekânları
Hac Terimleri Sözlüğü
Görsel Galeri
Hac TV
Umre Programları

Twitter
Facebook