Ana Sayfa | Site Haritası | İletişim   
Genç Hacılar|Hac|Hac İlmihali|Hac Duaları|Umre|Peygamberimiz|Kur`an-ı Kerim
 
Ziyaret Mekanları

Medine

Medine-i Münevvere

Arap yarımadasının batısında Hicaz bölgesinde, Mekke'nin 350 km. kadar kuzeyinde ve Kızıldeniz kıyısına yaklaşık 130 km. uzaklıkta olup deniz seviyesinden yüksekliği 619 metredir. Bugün Medine-Mekke arasındaki ulaşım, hicret yolu olarak bilinen 418 kilometrelik otoyol vasıtasıyla sağlanmaktadır. Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı da şehrin Mısır, Habeşistan, Yemen, Hindistan ve Çin arasındaki deniz bağlantısını sağlar.

Şehrin kurulduğu geniş düzlüğün kuzeyi Uhud, güneyi Ayr dağı, doğusu Vakım ve batısı da Vebere harreleriyle (volkanik lav akıntısının oluşturduğu siyah bazalt taşlıklar) kuşatılmıştır. Gerek coğrafi konum gerek arazı yapısı bakımından Mekke'den tamamen farklı olarak tarıma elverişli geniş vadileri ve zengin su kaynaklarıyla temayüz etmiştir. Tarih boyunca Medine'nin içme suları daha çok güney tarafındaki kuyulardan sağlanmıştır; burada Resûlullah aleyhisselatu vesselam'ın su içtiği ve abdest aldığı on dört kuyu bulunmaktadır.1 XX. yüzyılın ortalarına kadar asıl yerleşme ve ticaret alanı sur içinde ve Mescid-i Nebevi'nin çevresinde yoğunlaşmış, şehrin çekirdeğini burada bulunan ve kuruluşu Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam zamanına kadar giden semtler oluşturmuştur. Medine bugün hızla artan nüfusuyla Mescid-i Nebevi merkezli fiziki planını korumakla birlikte şehrin geleneksel yapısı neredeyse tamamen değişmiş; yüksek binaları, geniş yolları, Harem-i Şerif etrafında yoğunlaşan otelleri ve parklarıyla son derece modern bir görünüm kazanmıştır.

Medine'nin eski adı Yesrib'in, buraya ilk yerleşen aynı adlı şahıstan geldiği tahmin edilmektedir. Kökünde "Zarar vermek, karıştırmak, kötülemek, bozmak" gibi anlamlar bulunan yesrib kelimesi Kur'an-ı Kerim'de Medine'nin adı olarak bir yerde geçmektedir.2 Hicretten sonra ResûI-i Ekrem aleyhisselatu vesselam  menfi anlamlar içeren Yesrib yerine "hoş ve güzel” anlamına gelen Tabe, Taybe gibi isimlerin kullanılmasını emretmiştir.3 Bunun yanında Kur'an-ı Kerim'de Medine için kullanılan "dâr"4 kelimesinden hareketle Darülhicre, Darüliman, Darüssünne ve Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam'a nisbetle MedinetürresuI veya Medinetünnebi başta olmak üzere şehrin kutsallığına, hicret yurdu ve başşehir olmasına, hicretten sonra gerçekleşen medenileşmeye vurgu yapan sayıları 100'e yaklaşan isim kullanıldığı görülmektedir. Bunlar içerisinde "nurlu şehir" anlamına gelen el-Medinetü'l-münevvere en yaygını olarak öne çıkar.

Medine'ye ilk yerleşmenin ne zaman başladığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Tarih sahnesine çıkışından itibaren Medine'ye yerleşen Amalika, Yahudiler, Evs ve Hazrec olmak üzere üç topluluktan bahsedilir, ancak bunlardan hangisinin daha önce geldiği bilinmemektedir. Medine hicret sırasında tam anlamıyla şehirleşmemiş, tarıma dayalı bir ekonomik yapıya sahipti. Bundan dolayı kentleşme teşvik edilmiş ve şehrin İslamlaşması ile medenileşmesi arasında paralellik kurulmak istenmiştir. Bu bağlamda idare ve savunma, ekonomi ve pazar, dini hayat gibi medeni hayatın en önemli üç fonksiyonu sırasıyla düzenlenmiş; şehir planı Mescid-i Nebevi merkez olmak üzere geliştirilmiştir. ResûI-i Ekrem aleyhisselatu vesselam ayrıca vefat edenlerin defnedilmesi için Baki' mevkiini mezarlık olarak seçmiştir. Böylece İslam dünyasında klasikleşecek olan şehircilik planının esasını teşkil eden bütün unsurlar tamamlanmış; merkezi cami olmak üzere yönetici evi, çarşı, mezarlık ve mahallelerden müteşekkil şehir planı Medine-i Münevvere'de uygulamaya konulmuştur.

Medine, Mekke ile birlikte iki Harem'den biri olup hicretten sonra Resûlullah aleyhisselatu vesselam, “Hz. İbrahim Mekke'yi harem yaptığı gibi ben de Medine'yi harem kıldım” sözleriyle şehri harem ilan etmiştir.5 Medine Haremi güneydeki Air ve kuzeydeki Küçük Sevr dağları, doğuda Vakım, batıda Vebere harreleri arasında kalan yaklaşık 22 km. yarıçapındaki daireden ibaret olup bu sınırlar işaretler konularak belirtilmiştir. Hanefi mezhebine göre Medine Haremi'nin Mekke Haremi gibi özel dini hükümleri yoktur. Diğer üç mezhep uleması ise anılan hadisi gerekçe göstererek burada da avlanma ve bitkileri kesmenin haram olduğunu belirtirler. Bunların çoğunluğu avlanma ve ağaç, ot kesme gibi fiillerin bir cezası olmadığını söylerken diğerleri ceza gerektiği görüşündedir. Ayrıca bütün mezheplere göre Medine Haremi'ne girmek için ihram giymek şart olmadığı gibi lüzumu halinde gayrı müslimler geçici bir süreyle buraya girebilirler.

Dipnotlar

1. İbn Şebbe, 152, 156-162
2. Ahzab, 33/13
3. Müsned, IV, 285
4. Haşr, 59/9
5. Buhari, “Büyu”', 53; "Cihad", 71, 74; Müslim, "Hac", 454




Bu yazı 2735 kez okunmuştur.

Paylaş

2018 genchacilar.org

Soru-Cevap
Ziyaret Öncesi Pratik Bilgiler
Takyettin Karakaya
Ziyaret Mekânları
Hac Terimleri Sözlüğü
Görsel Galeri
Hac TV
Umre Programları

Twitter
Facebook